Dalyan Tanıtım

Türkiye’nin en eski yerleÅŸim yerlerinden Kaunos Antik Kenti burada…

Kayalara oyulan kral mezarlarının en görkemlileri de Dalyan’da…

Dalyan’ın her tarafından ÅŸifalı kaplıca suları fışkırıyor. PadiÅŸahlara bile hizmet etmiÅŸ Sultaniye Kaplıcaları da Dalyan’ın hemen dibinde…

Dustin Hoffman, Sting gibi ünlüleri de konuk eden çamur banyoları da Dalyan’da…

Labirenti andıran kanallarda doyumsuz tekne gezileri de, doÄŸayla baÅŸ baÅŸa koylarda deniz keyfi de Dalyan’da…

Balık sever misiniz? LevreÄŸin, çipuranın, mavrinin, mırmırın hatta kefalin en lezzetlisini Dalyan’da yersiniz…

Dünya’nın ilgisini çeken caretta-caretta kaplumbaÄŸaları da Nisandan Eylüle kadar Dalyan’ın konuÄŸu olur…Nil kaplumbaÄŸaları ise sürekli Dalyan kanallarında yaÅŸar…

KuÅŸ gözlemcisi misiniz? Dalyan deltası tam aradığınız yer…Soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan pek çok kuÅŸu burada görebilirsiniz…

AZ KİMSENİN BİLDİĞİ BİR YER

KöyceÄŸiz Gölü ile Akdeniz’i birleÅŸtiren ana kanal üzerinde bulunan Dalyan, tam bir doÄŸa harikası. 5 bin yıllık tarihine raÄŸmen, bozulmamış olarak sizi bekliyor.

Pek çok ünlü turizm merkezine yakın olmasına raÄŸmen, Dalyan’ın nasıl bozulmadan bugünlere gelebildiÄŸini merak edebilirsiniz. Bunun nedeni, ana yoldan 12 kilometre içeride bulunması. Bu yüzden “Gizli Cennet” olarak günümüze kadar doÄŸal haliyle kalmayı baÅŸardı.

Dalyan, MuÄŸla’nın Ortaca ilçesine baÄŸlı bir belde. Nüfusu 5 bin dolayında. Çok sayıda yabancı uyruklu da burada yaşıyor.

Adından da anlaşılacağı gibi geçmiÅŸte Dalyan’ın en önemli geliri balıktı. Pamukçuluk ise ikinci sırada yer alıyordu.

Bugün ise turizm ön sıraya geçti. Çok sayıda konaklama tesisi yapıldı. Ancak, tesislerin çoğunluğu küçük aile işletmesi. Şu anda toplam 10 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip.

ULAŞILMASI  KOLAY

UÇAKLA

Dalaman Havalimanı Dalyan’a sadece 25 kilometre uzaklıktadır. THY, İstanbul ve Ankara’dan Dalaman’a her gün uçmaktadır. Buradan 20-25 dakikalık bir yolculukla Dalyan’a ulaşılır. Yaz aylarında Atlasjet ve Onurair’in de Dalaman’a seferleri vardır.

OTOMOBİLLE

Özel aracıyla gelenler, Dalyan’a Fethiye, ya da MuÄŸla veya Marmaris yönünden ulaÅŸabilir. Fethiye yönünden gelenler Ortaca üzerinden kolayca Dalyan’a gelebilirler. MuÄŸla ve Marmaris yönünden geleceklere uyarı: KöyceÄŸiz’i geçtikten sonra Yuvarlakçay Köprüsü’nün hemen sonunda saÄŸa bir yol ayrılıyor. Burada yanıltıcı bir “DALYAN” levhası var. Bu yola girmeyin. Bozuk ve çok virajlı. Ana yoldan Ortaca’ya ulaşın ve Dalyan’a yönelin. Ortaca-Dalyan arası 11 kilometredir.

OTOBÜSLE

Otobüsle önce Ortaca’ya gelmek gerekiyor. Kamil Koç, Pamukkale, Aydın ve Metro seyahat firmaları, Ortaca’ya sefer yapıyor. Otobüsle ortalama İstanbul’dan 13, Ankara’dan 9, İzmir’den 4-5 saatte Ortaca’ya ulaşılıyor. İndiÄŸiniz yerden 15 dakikada bir Dalyan’a minibüs ve belediye otobüsü hareket ediyor. Dalyan’a yolculuk 15 dakika kadar sürüyor. Minibüs ÅŸoförlerine az bir ek ücret ödediÄŸinizde, sizi kalacağınız yerin kapısına kadar götürüyorlar. İstanbul’dan geleceklere uyarı: İstanbul’dan Ortaca’ya gelirken İzmir üzerinden gelen otobüsleri tercih edin. Kütahya üzerinden yol daha uzun sürüyor.Bir uyarı daha:Turizmin yoÄŸun olduÄŸu dönemlerde bilet bulma sıkıntısı yaÅŸanıyor. Otobüs firmalarının Ortaca yazıhanelerini önceden arayarak dönüş biletinizi ayırtabilirsiniz.

OTOGARLAR

İSTANBUL

ANKARA

İZMİR

Esenler:212 6580505
Harem :216 3333763

312 2241000

Halkapınar:232 4862265
Üçkuyular :232 2598862

OTOBÜS YAZIHANELERİ

KAMİL KOÇ

İstanbul:212 6582000
Ankara:312 2241700
İzmir:232 4860393
Ortaca:252 2822045

PAMUKKALE

İstanbul:212 6582222
Ankara:312 2240024
İzmir:232 4720202
Ortaca:252 2825176

METRO

İstanbul:212 6583232
Ankara:312 2240012
İzmir:232 4720222
Ortaca:252 2825260

MELTEM RAHATLIÄžI

Ege’yle Akdeniz’in kucaklaÅŸtığı bu bölgenin iklimi tipik Akdeniz ikliminden farklılık gösterir. Kışlar ılık ve yağışlıdır. Ama yazlar diÄŸer Akdeniz yöreleri gibi bunaltıcı, insanı vıcık vıcık ter içinde bırakacak gibi rutubetli deÄŸildir. Bunun nedeni, yılda birkaç gün hariç, her gün düzenli denizden esen meltemdir.

Dalyan’da Nisandan Kasım ayı ortalarına kadar denize girilebilir.AÅŸağıda Dalyan’ın hava ve deniz suyu sıcaklıklarının uzun yıllar ortalamasını sunuyoruz:

AYLAR

Hava

Deniz

NİSAN

21

15

MAYIS

26

18

HAZİRAN

30

21

TEMMUZ

33

24

AÄžUSTOS

33

25

EYLÜL

29

23

EKİM

24

21

RÜYA GİBİ BİR YOLCULUK

Lütfen arkanıza yaslanın ve bu sayfayı öyle okuyun. Sizi Dalyan’da küçük bir tekne gezisine çıkartacağız… ÖrneÄŸin,  bugün Dalyan’dasınız ve dolmuÅŸ tekne ile İztuzu Plajı’na gitmeye karar verdiniz.

Acele etmenize gerek yok…Plajda yiyecek içecek satılıyor ama isterseniz tekneye binmeden alışveriÅŸinizi yapabilirsiniz. Kooperatifin dolmuÅŸ tekneleri, sırada… Sizi bekliyor… Niçin acele etmeyin dediÄŸimizi anladınız mı? Tekneler doldukça kalkıyor…

Hareketten sonra lütfen sağınıza bakar mısınız? Kral mezarları nasıl muhteÅŸem görünüyor deÄŸil mi? Siz de fotoÄŸraf çekin isterseniz. Dönüşte güneÅŸ ters tarafta olacak…FotoÄŸraf çekmek için de sabırsız olmayın. Biraz ileriden mezarlar daha güzel görünecek.

Sağlı-sollu restoranları görüyor musunuz? Daha şimdiden akşam yiyeceğiniz taze balığı düşünebilirsiniz. Küçük tekne yapım ve onarım yerlerinde çalışanları size el sallıyorlar? Siz de sallayabilirsiniz. Soldaki yeni  yapılan tekne bir-kaç ayı bulmaz suya indirilir.

SaÄŸ kıyıya yanaÅŸan tekneden inenler nereye mi gidiyor? Kaunos’u gezecekler. Başınızı kaldırırsanız Kaunos’un kalıntılarını buradan da görebilirsiniz.

Sağdaki bina Dalko. Taze balığınız büyük bir ihtimalle oradan alınacak. Şimdi önünüze bakın.  Nasıl ! Doğayla baş başasınız değil mi? Durun daha bir şey görmediniz. Şu anda daha bir nehirde gidiyor gibisiniz. Denizden esen meltemi hissediyor musunuz? Bu meltem Ağustos ayında bile insanın bunalmasını önler.

İlerdeki dev  sazlıkların orada delta baÅŸlıyor. Yeniden saÄŸ tarafınıza bakınız. Kaunos’un çok eski ÅŸehir surlarını görebilirsiniz.

Dalyan’ın kapısına yaklaşıyorsunuz. Görevliler kapıyı açıyor, tekneniz ilerliyor. Bu kapı içeri giren balıkların dışarı kaçmasını önlemek için yapılmış. Artık tamamen deltadasınız.

Böyle bir güzelliÄŸi daha önce yaÅŸadınız mı? Tekne zaman zaman sazlara sürtünerek geçiyor. Önünüze dikkatle bakın! Teknenin hangi yöne döneceÄŸini bilebilecek misiniz bakalım? Yanıldınız mı? Bilmeyen herkes yanılıyor. Labirent gibi bu su yollarında, sadece çok iyi bilen Dalyanlı kaptanlar doÄŸru yolu bulabilir…Yanlış yöne giderseniz, kaybolursunuz.

Sazlara konmuÅŸ uzun gagalı rengarenk kuÅŸun adını biliyor musunuz? Aniden suya dalıp balık yakalayan bu kuÅŸ, Yalı Çapkını. Dünyanın pek çok yerinden gözlemciler, bu tür nadir kuÅŸlar için geliyor Dalyan’a… Sudan sıçrayan balıkları görüyor musunuz? Sizin için gösteri yapıyorlar sanki…

Artık yolculuÄŸun sonuna yaklaÅŸtınız…Karşıda gördüğünüz teknelerin baÄŸlı olduÄŸu zakkumlu kumsal İztuzu Plajı. “KeÅŸke yolculuk bitmeseydi” diye içinizden geçiriyor olabilirsiniz…Ama İztuzu da bir baÅŸka güzellik…İster tatlı suda, isterseniz Akdeniz’in tuzlu suyunda yüzün… Aman fazla yanmamaya bakın…Hangi mevsimde olursa olsun Akdeniz’in güneÅŸi güçlü oluyor…Size iyi eÄŸlenceler…

EŞSİZ GÜZELLİK

Turlar bölümünde göreceÄŸiniz gibi, Dalyan’da denize girilecek çok yer var. Ancak biz size bu sayfada doÄŸa harikası olan İztuzu Kumsalı’nı tanıtmaya çalışacağız.

Bir tarafı tatlı su, diÄŸeri Akdeniz olan bu kumsalın bir benzerinin olmadığı söyleniyor. Kumsal Radar Tepesi’nin eteklerinden baÅŸlayıp, Delikada önüne kadar uzanıyor. DalyanaÄŸzı denen bu bölgede, med-cezire baÄŸlı olarak  bazen deniz suyu deltaya, bazen de tatlı su Akdeniz’e akar. Suyun akma hızına ve yönüne baÄŸlı olarak DalyanaÄŸzı bölümündeki kumlar sürekli ÅŸekil deÄŸiÅŸtirir. DalyanaÄŸzı’nda kumların hareketi ile derinlik sürekli deÄŸiÅŸtiÄŸi için büyük tekneler deltaya giremez. Marmaris’ten yolcu getiren büyük tekneler, Delikada önünde demirleyerek, yolcularını Dalyanlı teknelere verirler.

Kumsalın uzunluğu kumların hareketi ile  farklılık gösterir ama ortalama 6 kilometredir. Burada kumlar, altın rengi ve inceciktir.(Belki de carettalar yumurtlamak için bu nedenle burayı tercih ediyor) Deniz ise kristal berraklığındadır.

Kaplumbağaların yumurtlama döneminde kumsalda gece kalınması yasak. Ayrıca yumurtalara zarar verilmemesi için kumsala köpek gibi hayvanları getirilmesine ve işaretli yerlere şemsiye saplanması, çukur kazılması  da yasak.

İztuzu Plajı’na 2 ÅŸekilde gidiliyor. Birincisi, Dalyan rıhtımından kalkan kooperatifin dolmuÅŸ tekneleri. Tekneler, konuklarını DalyanaÄŸzı Plajı’na taşıyor. Sazlıklar arasındaki kanallardan yolculuk 30-40 dakika sürüyor, ama insanı hiç sıkmıyor. Aksine, “keÅŸke bitmeseydi” diyenlerin sayısı çok oluyor.

85 MİLYON YILDIR DÜNYADALAR

85 milyon yıldır dünyada oldukları tahmin edilen Caretta-Carettaların boyları 1,5 metreyi, ağırlıkları 150 kiloyu bulabiliyor. Bu sevimli hayvanlar, tüm dünya denizlerini dolaşıyorlar. ODTÜ’nün çalışmaları sırasında markalanan bir diÅŸinin Meksika Körfezi’nde balıkçı aÄŸlarına takılarak yaÅŸamını yitirdiÄŸi haberi Dalyan’a kadar geldi.

Bu sevimli canlılar, genellikle yosun ve balık yiyerek besleniyorlar. Normalde 2-3 yılda bir yumurta yapıyorlar. Yumurtlama öncesi, Mart ve Nisan aylarında erkek ve diÅŸiler topluca Dalyan Deltası’na giriyorlar. Balığın ve diÄŸer besin kaynaklarının bol olduÄŸu deltada özellikle Alagöl kesimini seçen Carerttalar, saatler süren seviÅŸmelerle çiftleÅŸiyorlar.

Bir dişi kaplumbağa, bir seferde 100-170 arası yumurta bırakıyor. İşin ilginç yanı, ergin dişiler, oritasyon adı verilen bir içgüdüyle yumurtalarını sadece kendilerinin dünyaya geldiği kumsala bırakıyorlar.

Bu nedenle Dalyan’ın İztuzu Kumsalı Caretta Carettaların nesillerini sürdürebilmeleri açısından çok önemli. Nesilleri tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan bu cana yakın yaratıklar, aslında Türkiye’nin tüm Akdeniz sahillerinde yumurtluyor. Ancak, Dalyan dışındaki tüm alanlarda yumurtlayanların sayısı her geçen yıl azalırken, Dalyan’da artıyor. Dalyan’ın İztuzu kumsalında bir yılda 300 dolayında ocak (yumurtaların bırakıldığı çukur) belirlendi. Belki de bir kaç 10 yıl sonra Dünyada görülecek Caretta Carettaların tamamı Dalyan’da dünyaya gelmiÅŸ olacak.

Biraz da yumurtlamalarını anlatalım.  Genellikle hava karardıktan hemen sonra kumsala çıkan ana kaplumbağa, arka ayaklarını kullanarak genellikle birden fazla çukur açıyor. (Yumurtaların hangi çukurda olduğunun belli olmaması için, belki de nem oranını kontrol ederek en uygun yeri seçiyor) Yumurtlama süresi saatlerce sürüyor ve bu sırada anne kaplumbağa çok zorlandığı için sürekli gözyaşı döküyor.

Bırakılan bu yumurtaların pek çok doğal düşmanı var. En önemlileri tilki, sansar ve çakallardır. Bu hayvanlar, koklayarak buldukları bu değerli yumurtaları yiyorlar.

Yumurtadan çıkmayı baÅŸarabilen yavruların bazıları ise denize ulaÅŸamadan yolunu ÅŸaşırıp kuruyarak ölüyor. Denize ulaÅŸabilenlerin büyük bölümü de yengeçlere, kuÅŸlara ve balıklara yem oluyor. Uzmanlar, her yüz yumurtadan 1-2’sinin yaÅŸamasının bu hayvanın neslini sürdürmesine yeteceÄŸini söylüyorlar.

Bu hayvanları soyunun neden tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını merak edebilirsiniz. Bunun başlıca nedeni, etini Fransız, İtalyan ve Uzak Doğu ülkelerinde yaşayanların yemesi. Her yıl çok sayıda deniz kaplumbağası da balıkçı ağlarına takılarak yaşamını yitiriyor. Çağımızın en büyük tehlikesi ise zehirli atıklar ve yumurtladıkları kumsalların beton yığınları ile onlara kapatılması.

NİL KAPLUMBAÄžALARI: İztuzu Kumsalı’na  Caretta Carettaların dışında Celonia Mydas türü deniz kaplumbaÄŸaları da yumurta bırakıyor. KöyceÄŸiz Gölü ile Dalyan Deltası’nda 12 ay boyunca görülen kaplumbaÄŸalar ise Caretta-Carettalarla karıştırılıyor. Bunların eriÅŸkinlerinin boyu da 1 metreye yaklaşıyor. Ayakları tırnaklı olan bu hayvanlar Nil KaplumbaÄŸalarıdır.

KRAL KAYA MEZARLARI

Tarihin muhteÅŸem abideleri kral mezarları, Caretta-Caretta deniz kaplumbaÄŸalarıyla birlikte Dalyan’ın simgesi haline gelmiÅŸtir. Aslında Dalyan ve yakın çevresinde kayalara oyulmuÅŸ onlarca kral mezarı vardır. Ancak bunların en bilinenleri, Dalyan Beldesi’ne tam karşıdaki  yamaçtan bakanlardır.

Bunlardan sol grupta yer alan kaya mezarlarına çıkılabilmektedir. Kaunos kazılarını yöneten Prof. Cengiz Işık, doğa şartlarının tahrip etmesi sonucu, mezarlardan birinin bir kolonunun son 10 yıl içinde yok olduğunu açıklamıştır. Hiç bir kaya mezarında doğa ve insan tahriplerine karşı tedbir alınmamıştır. Tahribi önlemek için 5 yıl önce bunlara girilmesi yasaklanmıştı. Ancak 2003 yılında para karşılığı gezilmelerine yeniden izin verildi.

Kaunosa yakın bölgedeki çok sayıdaki küçük kaya mezarları ise kaderine terkedilmiÅŸ durumda. Yine kaderine terkedilmiÅŸ çok güzel 2 kaya mezarı da Dalyan’ın Marmarlı Mahallesi’nde bulunmaktadır. Sulungur Gölü yakınında Plaj yolunun hemen sağında bulunan kaya mezarı ise önü aÄŸaçlarla kapandığı için bugün görülememektedir.

Biz size gezdiğimiz bir kralmezarını anlatalım: Sütunların arkasındaki kapıdan 6 metrekarelik bir odaya giriliyor. Bizim gezdiğimiz odada 3 mezar yeri vardı. Ayrıca odanın çevresi de dağın içinde tünel gibi açılmış. Yani odanın dışından da dağın içinde dolaşabiliyorsunuz. Kaya o kadar sert ki, binlerce yıldır doğanın tahribatından çok etkilenmemiş, ama o dönemin insanları tarafından elle oyulabilmiş. İnsanın aklına şu soru geliyor:

TARİH BOYUNCA SOYULMUŞ

Kaunos’ta kazı ve onarım çalışmaları 1966 yılında Prof. Baki Öğün yönetiminde baÅŸladı. Öğün’ün emekli olmasından sonra kazıları yöneten Prof. Cengiz Işık, 2001′de Kaunos’la ilgili bir kitap yayınladı. Bu kitap, arkeolojiye ilgi duyanların beÄŸenebileceÄŸi, sade vatandaşın ise pek anlayamayacağı arkeolojik terimlerle dolu.

Kaunos’un binlerce yıllık tarihinin tamamen gün yüzüne çıkartılmasının mümkün olmadığını belirten Prof. Işık, “Burası tarih boyunca soyulmuÅŸ. Ayrıca kentin kurulduÄŸu yamacın topografik yapısı da buna müsait deÄŸil” diyor. Gerçekten de kentin bir bölümü sular altında bulunuyor. Prof. Işık, 2003 yılında yaptığı açıklamada ise bundan böyle kazı çalışması yapmayacaklarını söyledi. Prof. Işık, gün ışığına çıkartılmayı bekleyen diÄŸer eserleri gelecek nesillere bırakacaklarını, bundan böyle çıkartılmış eserleri ayaÄŸa kaldırarak, ziyaretçilere binlerce yıl öncenin Kaunos’unda gezme imkanı saÄŸlamaya çalışacaklarını açıkladı.

Prof. Işık’ın verdiÄŸi bilgiye göre, buradan çıkartılan eserlerden pek çoÄŸu çeÅŸitli yerlere dağıtılmış durumda. Bir aslan heykeli KöyceÄŸiz Parkı’nda. Altın buluntular Ankara Müzesi’ne gönderilmiÅŸ. Son 10-15 yılda bulunanlar Fethiye, daha önce çıkanlar ise Bodrum müzelerindeymiÅŸ. Bazı eserler ise Kaunos’ta arkeologlar evi olarak bilinen binada muhafaza ediliyor.

Dalyan’a geldiÄŸinizde Kaunos Antik Kanti’ni gezebilirsiniz, ama buradan çıkan çok deÄŸerli eserleri göremezsiniz. Oysa, Dalyan’ın eski PTT binası resmi kayıtlarda “müze” olarak görünüyor, ama boÅŸ duruyor.

Ünlü tarihçi Herodot eserinde, Kaunosluların Karyalılarla aynı dili konuÅŸmakla birlikte, Girit Adası’ndan geldiklerini, kendi gelenek ve göreneklerini sürdürdüklerini yazar.

Roma döneminde yaÅŸayan Amasyalı coÄŸrafyacı Strabon ise kitabında, Kaunos’un verimli bir ülke olduÄŸunu, ancak yaz ve sonbahar mevsimlerinin çok sıcak olması nedeniyle havasını beÄŸenmediÄŸini yazar. Yazar,  o dönemin inanışına baÄŸlı kalarak bu bölgede iklimin kötü olmasının nedeni olarak meyve bolluÄŸunu gösterir. Yine aynı yazarın anlatımına göre Kaunoslular,  “hastalıklı, solgun yüzlü ve bir yaprak gibi kısa ömürlü” insanlardır.  Bunun nedenin “sıtma” olduÄŸu sanılıyor.

Kaunos’un ünlü tarihçi ve coÄŸrafyacıların dikkatini çekmesi, kentin o dönemlerde çok önemli bir yerleÅŸim merkezi olduÄŸunun kanıtı olarak gösterilir.

Kaunos, kuruluÅŸundan bu yana tuz, tuzlu balık ve incirleriyle tanınmıştır.  Kaunos’un   en parlak döneminin, kuruluÅŸuyla M. Ö. 5. Yüzyıl arasında olduÄŸu sanılıyor.  Kaunos tarih boyunca çeÅŸitli uygarlıklara sahne olduÄŸu için kentte çok farklı yapı teknikleri görülür.  Åžehir surlarından da kentin o dönem ölçülerine göre çok büyük olduÄŸu anlaşılır.

Engebeli bir araziye kurulu antik kentte, görülebilecek baÅŸlıca yapılar ÅŸunlardır: Akropol (kale ve surlar), ÅŸehir surları, tiyatro, kilise, hamam, depo, çeÅŸme, agora, stoa ve kent içi yolları, tapınaklar ve kutsal alan, liman ve mezarlık.  Bunun yanı sıra günümüze ulaÅŸamayan askeri liman, tersaneler, spor merkezi, konutlar gibi yapılar ile henüz çıkartılmamış toprak altındaki eserler de düşünüldüğünde, antik kentin ne derece büyük  ve önemli  bir yerleÅŸim alanı olduÄŸun anlaşılır.  Kendi adına para bastıran Kaunos’un bir dönem bağımsız devlet olduÄŸu, çevresindeki Pisilis (Sarıgerme’de), Sultaniye (KöyceÄŸiz Gölü kenarında) ve çevredeki pek çok küçük antik kentin kendisine baÄŸlı olduÄŸu sanılıyor.

Şimdiye kadarki kazılarda mimari eserlerin dışında çok sayıda heykel, heykel kaideleri, sikke, amfora, alınlık (diadem),  süs eşyaları, vazolar, kandiller, figürler, çanak ve çömlekler bulunmuştur.

Dalyan’ın hemen karşısında bulunan Kaunos’a 3 ÅŸekilde ulaÅŸabilirsiniz. Kolay olanı, kral mezarlarının hizasından karşı kıyıya sandalla geçmek. Burada Dalyanlı hanımların sahibi olduÄŸu sandallar bekliyor ve Dalyan Kanalı’nda karşıdan karşıya yolcu taşıyor. Bu yolu seçerseniz, karşıya geçtiÄŸiniz yerde kral mezarlarını yakından görebilirsiniz. 10 dakikalık bir yürüyüş sizi Kaunos’un üst giriÅŸine götürür.

İkinci yol, tekne ile arkeologlar evinin yanına gitmek. Buradan 5 dakikalık yürüyüşle yine üst girişe ulaşılır.

Ücüncü yol ise tekne ile Dalyan Su Ürünleri Kooperatifinin dalyanının yanındaki Kaunos’un alt giriÅŸine gitmektir.

Kaunos’ta gezebilecek yerleri gösteren panolar, ihtiyaçlarınızı karşılayabileceÄŸiniz büfe, WC ve kafeterya bulunmaktadır. Gezmekten yorulursanız, antik tiyatronun basamakları arasında büyümüş asırlık zeytin aÄŸaçlarının gölgesinde dinlenmenizi ve tarihi solumanızı öneririz.

Akropol (kale ve surlar): Kaunos’ta kale yüksek bir tepededir.  Bu tepeden bütün antik kent, Dalyan, İztuzu Kumsalı, Dalyan ve Akdeniz arasında uzanan deltanın tamamı, tarlalar, bahçeler ve ormanlar görünür.  Kalenin DoÄŸu ve Güney yamaçları uçurumdur.  Kaleye antik tiyatronun yanındaki patikadan çıkılır.

Kaleyi kuÅŸatan çift sıra surlar M. Ö. 5. Yüzyıl’da yapılmıştır.  Surlarda bulunan kapılar, mazgal delikleri ve siperliklerin biçiminden kalenin OrtaçaÄŸ’da büyük bir onarım gördüğü anlaşılmaktadır.

Kilise (Büyük Kilise): Tiyatroya giden yolun sağında güzel bir kilise vardır.  AraÅŸtırmacılar bu yörede iki kilise bulunduÄŸunu öne sürmektedirler.  Bu nedenle tiyatronun yanındaki kiliseye Büyük Kilise adı verilir.  Kaunos’ta kilisenin varlığı, buranın Roma döneminde de önemini koruduÄŸunu göstermektedir.

Kilisenin 5. Yüzyıl’da, ya da daha sonraki dönemlerde yapıldığı sanılmaktadır.  Bir giriÅŸ ve üç bölmeden oluÅŸmaktadır. GiriÅŸ Batıda, kutsal yön DoÄŸudadır.  Kilisenin çevresinde bulunan mezarlar ve eski binalar temizlenerek kilisenin yapısı ortaya çıkartılmıştır.

Roma Hamamı: Anadolu’da bulunan Roma hamamları içerisinde en iyi durumda olan hamamlardan biridir.  Hamamda soyunma yeri, soÄŸukluk, ılıklık, sıcaklık ve masaj   yeri, ısınma sistemi ve havuz gibi bölümler onarılmaktadır.  Hamamın en güzel ve etkileyici cephesi, bol pencereli olan Güney cephesidir.  Bu pencereler, kente ve limana hakimdir.

Palestra (Spor Okulu): Kaunos’ta, hamamın doÄŸusunda kiliseye kadar uzanan bir spor okulu vardı.  Burada güreÅŸ yapıldığı ve diÄŸer sporlarla ilgili eÄŸitim verildiÄŸi sanılıyor.  GeniÅŸ bir alanı kapsayan spor okulundan günümüze fazla bir ÅŸey kalmamıştır.

Tapınaklar ve Temenos (Kutsal Alan): Antik dönemde çok tanrılı dinler vardı.  Bu dönemde yaÅŸayan insanlar, Zeus, Aphrodite, Artemis, Apollon gibi tanrıça ve tanrılara inanırdı. Antik kentler, bu tanrıların arasından kendi kentleri için koruyucu tanrı ve tanrıçalar seçerlerdi. Kaunos’ta bulunan bir yazıtta Apollon, Posedion, Artemis ve Aphrodite adları geçmektedir.  Herodot ise Kaunosluların yabancı tanrılara deÄŸil kendi tanrılarına taptıklarını yazmıştır.

Arkeologlar Kaunos’da altı tapınak bulmuÅŸtur.  Bu tapınakların dördü Roma, ikisi Helenistik döneme aittir.

Agora ve Stoa (Pazar yeri ve Revaklar): Antik çeşmeden batıya, ticaret limanına paralel uzanan bir yolun çevresinde ve sonunda, agora ve stoa bulunmuştur.

Hellenistik döneme ait olan stoanın arkasındaki yamaçta kutsal tapınak alanı yer alır.  M. Ö. 2. Yüzyıl’a aittir. 97 metre uzunluÄŸunda olup zemini taÅŸ döşelidir.  Çevresinde yazıtlar bulunmuÅŸtur.

Nympheum (Anıtsal ÇeÅŸme): Stoanın DoÄŸusunda bulunan anıtsal çeÅŸmenin, Roma İmparatoru Vespasian’ın da adının geçtiÄŸi yazıtında gümrükle ilgili kayıtlar yer alır.  Dönemin ticari yaÅŸamına ait bilgiler içermesi açısından yazıt son derce önemli yazılı bir belge niteliÄŸindedir.

Depo (Ambar): Antik kentte tiyatrodan limana inen yol üzerinde, iki katlı fazla büyük olmayan bir yapıttır. Bir liman kenti olan Kaunos’un sahilinde de depo olarak kullanılan yapıların olduÄŸu sanılmaktadır.

Liman (Küçük Liman / Sülüklü Göl) ve Gümrük: Bugün Sülüklü Göl adıyla bilinen liman, Kaunos’un bir ticaret ÅŸehri olmasında son derece önemli rol oynamıştır.  Zamanında ticaret gemilerinin rahatlıkla girebildiÄŸi liman, korunaklı olup kapalı tipte limanlar grubuna giriyordu.  Günümüzde dolarak bataklığa dönüşmüştür.  Zamanında limanın aÄŸzının zincirlerle kapatıldığı tahmin ediliyor. Limanda bir de gümrüğün olduÄŸu, anıtsal çeÅŸme üzerindeki gümrükle ilgili bazı kural ve bilgileri içeren yazıttan anlaşılmaktadır. Limanda aynı zamanda dalga kıran izlerine de rastlanmıştır.

Tholos (Yuvarlak yapı): Tholos adıyla tanımlanan yapının bir kahraman için inşaa edildiği ileri sürülür.  Limanın güneyinde şehir surlarına yakındır.  İçi suyla dolu olduğu için burada araştırma yapmak güçleşmektedir.

Åžehir Suları ve Kapılar: Akropolü çevreleyen surlar dışında kent de ayrıca surlarla çevrelenmistir.  Surlar Kuzey ve KuzeydoÄŸu’da Balıklar Dağı’na, Güney ve Güneybatı’da Küçük Kale’ye, Batıda Çömlekçi Tepesi’ne, Kuzey’de ise bugünkü Dalyan Beldesi’ne bakan cephede devam etmektedir.  Surların yapımı antik döneme dayanmakla birlikte, sonradan çeÅŸitli onarımlar görmüştür.  Yükseklik bazı yerlerde birkaç metreyi bulur.  Sur içine açılan kapıların izleri de yer yer belli olmaktadır.

Çömlekçi Tepesi: Küçük Kale’nin karşısında kentin Batısı’ndadır.  Ticaret limanının Küçük Kale ile Çömlekçi Tepesi arasındaki kısmının zincirle kapatıldığı sanılmaktadır.  Çevrede mezarlar, surlar, Batı Kale ve Batı Kapısı yer alır. Buradaki kale  ve surların 3. Yüzyıla ait olduÄŸu sanılmaktadır.

Küçük Kale: Limanın Güneybatısı’ndadır. Akropol ile arasında sur baÄŸlantısı vardır. Güney’ini çeviren kent surundaki kapı göze çarpar.

Nekropol (Mezarlık) ve Kaya Mezarları: Kaunos’un da diÄŸer antik kentlerde oluÄŸu gibi, yerleÅŸim alanının dışında büyük bir mezarlığı vardır.  Manzarası güzel mezarlık alanı içinde farklı tipte mezarlar göze çarpar.  Bunlardan en dikkat çekici olanlar krallara ait anıtsal kaya mezarlarıdır.  Yüksek kayalara oyulan kaya mezarları bugün Dalyan’ın simgesi gibidir.  Kaya mezarlarının içinde bulunan bazı seramik,  çanak çömlek ve diÄŸer buluntular, mezarların M. Ö. 4. Yüzyıl’a ait olduÄŸunu düşündürmektedir.  Mezarlar, Likya tipi kaya mezarları görünümündedir.  Bunun da nedeni bölgenin Karya-Likya sınırına yakın olmasıdır.  Anadolu dışında bu tipte kaya mezarlarına rastlanmamıştır.

Özellikle, Likya Bölgesi içindeki antik kentlerde kaya mezarlarının en seçkin örnekleri ile karşılaşılır.  Karya-Likya arasında kalan Kaunos’ta da Likya tipli kaya mezarlarına rastlanır.  Bu mezar örneklerinin en yakın benzerlerini Telmessos’da (Fethiye) görmek mümkündür.  ÖrneÄŸin, Telmessos’da bir yamaçta yer alan ve IV. yüzyıla, Kral Amnythas’a ait olduÄŸu sanılan kaya mezarı ve onun civarındaki diÄŸer mezarlar Kaunos’daki örneklerle büyük benzerlik gösterir.

Küçük bir tapınak cephesi görünümünde oyulan mezarların yer seçiminde, manzara ve zor ulaşılmasına dikkat edilmiştir.

Savaş Limanı ve Tersaneler: Antik kentin Dalyan Kanalı kenarında, savaş limanı ile tersanelere sahip olduğu tarihi kaynaklarca ifade edilmektedir.   Akropolisin Kuzey tarafına rastlayan liman, bugün tamamen dolmuş durumdadır.

Konutlar: Kazılar sırasında, stoanın arkasındaki terasta, Erken Bizans dönemine ait bazı ev temellerine rastlanmıştır.  Antik kentin asıl konut alanının kutsal tapınak alanından Kuzey’e ve Batı’ya uzanan bölge olduÄŸu tahmin edilmektedir.

Map of Southwest of Turkey

BYBLİS’İN GÖZYAÅžLARI

Efsane sever misiniz bilmiyoruz? EÄŸer severseniz, anlatacağımızdan hüzünleneceksiniz. Heredot’tan günümüze ulaÅŸan efsane şöyle:

Apollo’nun oÄŸlu olan Karya Kralı Miletos’un ikizleri olur. ErkeÄŸe Kaunos, kıza ise Byblis adı verilir. ikizler, birlikte büyür ve birbirlerine aşık olurlar. Bu gizli aÅŸk, bebekleri doÄŸunca ortaya çıkar. Çok öfkelenen kral, oÄŸlunu ülkesinden kovar. O da kendisini sevenlerle birlikte gider ve Lidya sınırındaki, ÅŸimdiki Dalyan’ın karşısında kendi adını taşıyan kenti kurar.

Byblis’e ne olmuÅŸ? İşte orası hüzünlü. Gördüğü hakaretlere ve sevdiÄŸi kardeÅŸinden ayrı kalmaya çok üzülen Byblis, pınarları kuruyuncaya kadar gözyaşı döker ve sonunda bir kayadan atlayarak canına kıyar. Efsaneye göre, Dalyan’da bir labirenti andıran kanallar, Byblis’in gözyaÅŸlarından oluÅŸmuÅŸtur.

Romalı Tarihçi ve Åžair Ovidius ise bu olayı, farklı aktarır. Ovidus’dan bize nakleden Azra Erhat’a göre, Kaunos’un kuruluÅŸuyla ilgili efsane şöyledir:

Byblis Kaunos’a aşık olur.  Byblis,  Kaunos’a bir mektup yazarak duygularını dile getirir.  Kaunos ise Byblis’in duygularını öfke ve tiksinti ile karşılar.  İkizini bir daha görmek istemeyen Kaunos, kendisini sevenlerle birlikte babasının ülkesini terk eder. Kaunos’a gelerek, kendi adıyla anılan kenti kurar.  Byblis ise  karşılıksız kalan sevgisi yüzünden hayatına son vermek isteyerek, yüksek bir kayanın üzerinden dendisini atar. Ama Nympheler (su perileri) Byblis’e acır ve onu bir pınara dönüştürür.  Byblis’in gözyaÅŸları nehir olur çaÄŸlar durur.

İşte böyle hüzünlüdür Kaunos’un kuruluÅŸ öyküsü.

HEM EÄžLENCE, HEM SAÄžLIK

Dalyan’ın pek çok yerinden kayaların arasından kaplıca suyu çıkmaktadır. 39 derece sıcaklıktaki bu kükürtlü sular, klörür, sodyum, hidrojensülfür, florür ve radyoaktif radon gazı içermektedir. Dalyan’ın kaplıcaları, geçmiÅŸte sadece yöre halkına ÅŸifa dağıtıyordu. İnsanlar çadır kurup, günlerce kür alıyordu. Bu suların, baÅŸta metabolizma, sinir, romatizma, siyatik, kadın ve cilt hastalıkları olmak üzere pek çok derde deva olduÄŸuna inanılıyordu. Ameliyat olanlar da nekahat döneminde bu sulardan yararlanıyordu.

Bu sulardan Orta (Gelgirme) Kaplıca, 1990′lı yıllarda yeniden düzenlendi ve “Güzellik Çamuru” olarak ünlendi. Çamur banyosu, günümüzde eÄŸlence kaynağı haline geldi. Burada 2 noktadan sıcak su çıkmaktadır. Bunlardan biri çamur banyosu halindedir. Saniyede 20 litre debisi olan diÄŸer su küçük bir havuz halindedir.

Çamura bulanan insanlar, canlı birer heykel haline geliyorlar ve birbirlerinin fotoğraflarını çekerek eğleniyorlar. Sürülen çamur, yaklaşık 45 dakika bekletiliyor. Kuruyan çamur, deriyi geriyor ve gözenekleri temizliyor. Duşlarda çamur temizlendikten sonra diğer kaplıca kavuzuna giriliyor. Burada 30 dakika kalmanın yararlı olduğu söyleniyor.

ÇAMUR BANYOSU YAPAN ÜNLÜLER

Dalyan’a her gelenin uÄŸrak yeri haline gelen çamur banyosunda siz de neÅŸeli saatler geçirebilirsiniz. Burayı pek çok ünlü ziyaret etti. Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın bile güzelliÄŸini bu çamur banyosuna borçlu olduÄŸu söylenir. Analu’nun tüm Akdeniz sahillerini gezdiÄŸi söylenen Kleopatra, Dalyan’a gelip çamur banyosuna girmiÅŸ midir bilemeyiz ama son yıllarda burayı pek çok ünlü ziyaret etmiÅŸtir. Bunlardan hatırlanabilenler ÅŸunladır:

İngiltere Kraliçesi’nin kız kardeÅŸi Prenses Margreth, Prenses Ann, Basın İmparatoru olarak bilinen Robert Maxwell, Suudi Arabistan Kralı Faht’ın yeÄŸeni ve damadı olan Genelkurmay baÅŸkanı Prens Halit Bin Abdullah, İspanya Prensi  Felipe De Carlos ile eÅŸi Prenses Alexia, sinema oyuncuları Dustin Hoffman ve Jack Nicholson, ÅŸarkıcılar Sting ve David Bowie, Fransa eski cumhurbaÅŸkanı Truoudu, İsmailiye mezhebi lideri Kerim AÄŸa Han, UEFA BaÅŸkanı Johansen, Ürdün Prensi Hasan’ın eÅŸi Sarvath ile kızları ve damadı, Meksikalı tekila kralı Antonio Simon Perez.

Dalyan’da diÄŸer sıcak su çıkan yerler ise bakir olarak tarlaların arasında yer alıyor. Buralarda da kayaların arasından çamur çıkartarak sürünebilirsiz. Kalabalıktan hoÅŸlanmazsanız, tekneciler sizi buralara da götürür.

DOÄžANIN KOYNUNDA

Su ile yaşamın kaynaştığı Dalyan göl zenginidir.  Kuzeyinde Köyceğiz, Güneyinde Sulungur, Alagöl, Sülüklü ve İztuzu gölleri bulunur. İztuzu dışındaki Güneydeki göller, Dalyan Deltası ile bağlantılıdır. Bunlardan Sulungur Gölü, doğal bir balık üreme merkezidir. Bu gölün deltaya bağlandığı bölgeye Küçük Dalyan adı verilir.

KöyceÄŸiz Gölü de Dalyan’ın güzelliklerine güzellik katar. Dalyan’dan göl tarafına hareket ettiÄŸinizde daha bir-iki dakika içinde kendinizi Amazon’daymış gibi hissedersiniz. Sazlar arasından göle ulaÅŸtığınızda doyumsuz bir güzellik sizi karşılar. Soldaki Ölemez Dağı’nın gölgesi suda kıpırdayarak renk cümbüşü yaratır.

Kış ayları boyunca çeÅŸit çeÅŸit kuÅŸlara barınma alanı olan KöyceÄŸiz Gölü’nün, aslında yüzyıllar önce meydana gelen bir çökme sonucu oluÅŸtuÄŸu sanılmaktadır. Halen gölün altında bazı yapılar görülebilmektedir.

Sultaniye Kaplıcaları da gölün kenarında, Ölemez Dağı’nın dibindedir. Türkiye’de önemli ve öncelikli ilk on kaplıca ve içme suyu arasındadır.  Helenistik çaÄŸdan bu yana kullanıldığı tahmin edilen Sultaniye, KöyceÄŸiz Gölü’nün güneybatı sahilinden karayolu ile KöyceÄŸiz ilçe merkezine 20 kilometre,  Dalyan’dan ise 4 kilometre uzaklıktadır.  Ilıcada ve yamacında antik kalıntılar vardır. Çam ormanlarıyla kaplı alanda kayaların arasından çıkan suyun debisi 42 litre/saniyedir. Yakın zamana kadar 2 kapalı havuzu, bir açık havuzu ve soÄŸuk suyun çıktığı içme bölümü vardı. Son yıllarda KöyceÄŸiz Belediyesi tarafından kiralanan kaplıcada, çeÅŸitli deÄŸiÅŸiklikler yapılmaktadır.

Köyceğiz Gölü çevresi piknik yapmaya ve yüzmeye de elverişlidir.

GEZİLECEK ÇOK YER VAR

Dalyan’da hayat su ile özdeÅŸleÅŸmiÅŸtir. Yakın zamana kadar, yaÅŸam tamamen tekne üzerinde idi. Düğünler, konvoy halinde giden tekneler üzerinde yapılırdı. Satılacak mallar, pazarlara tekne ile götürülür, ihtiyaçlar alınıp getirilirdi. “İmamın kayığı” deyimini duymuÅŸsunuzdur. Dalyan’da gerçekten imamın kayığı var. Çünkü mezarlık karşı kıyıda. Dalyan’da çoÄŸunluÄŸu tekneyle görülecek o kadar çok yer var ki, seçmekte güçlük çekebilirsiniz.

Dalyan, 1990′lı yıllara kadar sadece tiryakisi olan az sayıda yabancı tarafından biliniyordu. Gizli kalabilmesinin bir nedeni de Marmaris ile Fethiye arasındaki yoldan 12 kilometre içerde olmasıydı. Çevredeki turistik yörelerden Dalyan’a düzenlenen günlük turlar ve Caretta-Caretta deniz kaplumbaÄŸaları ile tanındı. Åžimdi ise günlük turlar tersine döndü. Tatile çıkanlar, beton yığını haline gelmiÅŸ, geceleri gürültüden uyunamayan ünlü turizm merkezleri yerine Dalyan’da huzur içinde uyuyor, isterlerse oralara gezmeye gidiyor. Çünkü Dalyan, pek çok turizm merkezinin yakınında bulunuyor.

Alıntıdır: dalyanguide.co.cc

Yorum yapılmamış

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri.

Özür dileriz, yorum formu şimdilik kapalı.